28 Mayıs 2026’da ABD’nin İran’daki askeri hedeflere yönelik yeni hava saldırıları, 8 Nisan’da ilan edilen kırılgan ateşkesi yeniden sarstı[1]. Petrol fiyatları, küresel kıyas Brent referansına göre 2026 zirvesinden bu yana yaklaşık %20 geri çekilmiş olsa da Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiği halen savaş öncesi seviyelerin uzağında[2]. Küresel ham petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri bu dar boğazdan geçiyor[3]. Bir diğer deyişle, bir gemi gecikmesi bile, Denizli’deki bir tekstil fabrikasının elektrik faturasında satır olarak karşımıza çıkıyor.

Bugün yaşadığımız, sıra dışı bir kriz değil;alışkın olmamız gereken bir düzenin yeni bir safhasıdır.
55 yıllık bir denklemin içindeyiz
1973 Yom Kippur Savaşı’nın ardından gelen OPEC ambargosu, dünyaya enerjinin sadece bir maliyet değil, bir egemenlik meselesi olduğunu öğretti. 1979 İran Devrimi ve onu izleyen 1980-1988 İran-Irak Savaşı, ikinci petrol şokunu getirdi. 1990-1991 Körfez Savaşı, 11 Eylül 2001, 2003 Irak müdahalesi, 2022 Rusya-Ukrayna Savaşı — ki tek yılda Türkiye’nin enerji ithalat faturasını 97 milyar dolarlık tarihi zirveye çıkardı — ve bugün masada olan İran-ABD gerilimi[4]… Hepsi farklı coğrafyalardan, aynı denklemin parçaları.
Bu 55 yıllık zincirin bize öğrettiği tek bir şey var: Enerjisini güvence altına almayan ülke, ne büyümesini ne para birimini ne de sosyal refahını güvence altına alabilir.
Türkiye’nin 1 trilyon dolarlık dersi
TCMB verilerine göre Türkiye, yalnızca 2000-2019 arasında 665 milyar dolar petrol, doğal gaz ve kömür ithal etti. Son altı yıllık birikim eklendiğinde toplam tablo, 1 trilyon dolar eşiğine dayanıyor[5]. 2024 yılı enerji ithalat faturamız 65,6 milyar dolar oldu[6]. Önemli bir not düşmek gerekir: 65,6 milyar dolarlık bu rakam, İran-ABD geriliminin piyasaya yansımasından önceki bir döneme aittir; bugünkü tabloyu yumuşatmaktadır. Bu yılki 39,7 milyar dolarlık yıllıklandırılmış cari açığımızın yaklaşık üçte ikisi de hâlâ enerji ve altın kalemlerinden geliyor[7].
Bu bir hesap meselesi değil; bir nesil meselesidir. Yurt dışına gönderdiğimiz her 100 dolar, içeride üretemediğimiz fabrika, yenileyemediğimiz okul, çıkaramadığımız bursa eşittir.
Krizin gölgesinde sessiz bir devrim
Enerji savaşlarının görünür sonuçları nettir: enflasyonu kalıcılaştırır, büyümeyi bastırır, kamu maliyesinin hareket alanını daraltır. Görünmeyen sonucu ise sermayenin yeniden konumlanmasıdır.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2024 raporuna göre küresel enerji yatırımı ilk kez 3 trilyon dolar eşiğini aştı. Bunun yaklaşık 2 trilyon doları temiz teknolojilere — yenilenebilir, şebeke, elektrikli araç, depolama, nükleer, verimlilik — yöneldi. 2015 yılında ise toplam yatırım 1,8 trilyon dolardı ve çoğunluğu fosil yakıttaydı[8]. On yıllık tabloya bakınca, sermayenin yönü artık tartışmasızdır.
Bu dönüşümün en büyük kazananı bugün için Çin’dir. Yalnızca 2024’te 675 milyar dolarlık temiz enerji yatırımıyla Avrupa ve ABD’nin toplamından fazla harcama yapıyor[9]. Bataryadan güneşe, elektrikli araçtan yeşil hidrojene kadar tedarik zincirinin kalbi Doğu’ya kayıyor. Bu, bizim için bir tehdit değil; üzerinde düşünmemiz gereken yeni bir denge tablosudur.
Tedarik zinciri artık bir güvenlik kavramıdır
Bir zamanlar maliyeti optimize etmek için tasarlanan tedarik zincirleri, bugün dayanıklılığı optimize edecek şekilde yeniden kuruluyor. Ülkeler, yeni boru hatları, alternatif limanlar, yakın komşulardan tedarik (nearshoring) ve dost ülkeler arası tedarik (friend-shoring) modellerine geçiyor. Karbon yoğunluğu yüksek üretim, AB Sınırda Karbon Düzenlemesi (CBAM) ile artık fiyatlanıyor[10]. Yeşil finans kriterleri sertleşiyor.
Bu yeni düzende rekabet eden ülkelerin dört dayanağı var: enerji verimliliği, yeşil dönüşüm, enerji bağımsızlığı ve tedarik güvenliği. Ülke olarak, hepsinde aynı anda mesafe almak zorundayız.
45 yıllık bir gündem, hâlâ taze
İş yaşamım boyunca hem şirketimizde hem de STK paydaşlarımızla birlikte enerji verimliliğini her zaman gündemimin başında tutmaya çalıştık. Açıkça söylemek gerekirse 55 yıldır aynı dersi tekrar tekrar çalışıyor olmamız, bizi düşündürmelidir. Verimlilik bir sektör başlığı değil, bir ülke disiplinidir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın 2030 Stratejisi’nde 2024-2030 döneminde 20,2 milyar dolar yatırımla %16 tasarruf hedefi var[11]. Sanayide gerçekleşmemiş verimlilik potansiyeli ise 25 milyar dolar civarındadır[12]. Yani bizim önümüzdeki en hızlı keşfedilebilir “yerli enerji kuyusu”, verimliliktir.
Türkiye için sürdürülebilir büyümenin üç şartı
Bitirirken
Enerji savaşları, dünyayı her seferinde aynı yere getiriyor: Verimliliğe, bağımsızlığa, dayanıklılığa. Kazananlar, krizlerin sıklığına değil; o krizlere kendi enerji denklemleriyle yanıt verebilenlerle belirleniyor.
Atatürk’ün “Her fabrika bir kaledir” sözü bugün yeniden anlam kazanıyor. O kalelerin nefesi enerjidir; nefesin ne kadar dayanıklı olduğu ise verimliliğe bağlıdır. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi, üç soruya verdiğimiz cevaba bağlı olacaktır: Enerjiyi daha az ve daha akıllı kullanabiliyor muyuz? Daha çok yenilenebilir üretebiliyor muyuz? Daha yüksek katma değerli ihraç edebiliyor muyuz?
Türkiye’nin kurtuluşu, daha çok ürün ihraç etmekten değil; daha katma değerli ürün ihraç etmekten geçiyor. Bu üç soruya “evet” diyebildiğimiz gün, enerji savaşlarının fiyatını değil; o savaşlardan bağımsız kalmanın değerini konuşuyor olacağız.
Hep birlikte, daha dayanıklı bir Türkiye için, üretmeye devam.
[1]2026 İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı krizi: 8 Nisan 2026’da ilan edilen ABD-İran ateşkesinin ardından Mayıs sonunda yeni gerilim dalgası; Boğazdan geçen gemi trafiği savaş öncesi seviyelerin altında kalmaya devam ediyor. CNBC, 28-29 Mayıs 2026; Wikipedia: 2026 Iran war fuel crisis. https://www.cnbc.com/2026/05/28/oil-prices-us-strikes-in-iran-revive-strait-of-hormuz-turmoil-fears.html ; https://en.wikipedia.org/wiki/2026_Iran_war_fuel_crisis
[2]Petrol fiyatlarındaki düzeltme: Brent referansı, 2026 zirvesinden ateşkes ve müzakere beklentileriyle %20 geri çekildi. CNBC, 29 Mayıs 2026. https://www.cnbc.com/2026/05/29/oil-prices-iran-ceasefire-us-trump-strait-hormuz-energy-costs.html
[3]Hürmüz Boğazı, küresel ham petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği stratejik rota. ABD Kongre Araştırma Servisi (CRS) R45281 raporu: Iran Conflict and the Strait of Hormuz: Impacts on Oil, Gas, and Other Commodities. https://www.congress.gov/crs-product/R45281
[4]Tarihsel zincir: 1973 Yom Kippur Savaşı’nın ardından OPEC petrol ambargosu (birinci petrol şoku); 1979 İran Devrimi sonrası ikinci petrol şoku ve 1980-1988 İran-Irak Savaşı; 1990-1991 Körfez Savaşı; 11 Eylül 2001 saldırıları; 2003 Irak Müdahalesi; 2022 Rusya-Ukrayna Savaşı; 2026 İran-ABD krizi. (Brief’te 1972 ve 1978 olarak geçen tarihler, sırasıyla 1973 ve 1980 olarak güncellenmiştir.)
[5]Türkiye 2000-2019 döneminde 665 milyar USD petrol, doğal gaz ve kömür ithal etti (TCMB verileri). Sonraki yıllarda fatura sırasıyla yaklaşık 50, 97, 69, 65,6 milyar USD (2024) seviyelerinde gerçekleşti. 21 yıllık birikimli yaklaşım: ~1 trilyon USD. https://www.gazeteduvar.com.tr/665-milyar-dolari-nasil-yaktik-makale-1535547 ; https://www.enerjigunlugu.net/turkiye-2024te-enerjiye-656-milyar-dolar-odedi-62082h.htm
[6]Türkiye 2024 yılı enerji ithalat faturası 65,6 milyar USD (yıllık -%5). Enerji Günlüğü, 2025. https://www.enerjigunlugu.net/turkiye-2024te-enerjiye-656-milyar-dolar-odedi-62082h.htm
[7]Türkiye Şubat 2026 enerji ithalat faturası ve TCMB Mart 2026 cari işlemler verisi: yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar USD; cari açığın yaklaşık üçte ikisi enerji + altın kalemlerinden. TCMB Ödemeler Dengesi İstatistikleri, açıklama 13 Mayıs 2026. https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Odemeler+Dengesi+ve+Ilgili+Istatistikler/Odemeler+Dengesi+Istatistikleri/
[8]IEA World Energy Investment 2024: Küresel enerji yatırımları ilk kez 3 trilyon USD eşiğini aştı; bunun ~2 trilyon USD’si temiz teknolojilere (yenilenebilir, şebeke, EV, depolama, nükleer, verimlilik), ~1 trilyon USD’si fosil yakıtlara yöneldi. 2015’te toplam yatırım yaklaşık 1,8 trilyon USD idi ve büyük çoğunluğu fosil yakıttaydı; yenilenebilir payı 313 milyar USD seviyesinde kaldı. https://www.iea.org/news/investment-in-clean-energy-this-year-is-set-to-be-twice-the-amount-going-to-fossil-fuels
[9]Çin’in 2024 temiz enerji yatırımı ~675 milyar USD; Avrupa ~370 milyar USD; ABD ~315 milyar USD. IEA World Energy Investment 2024 — Overview and Key Findings. https://www.iea.org/reports/world-energy-investment-2024/overview-and-key-findings
[10]AB Sınırda Karbon Düzenlemesi (CBAM): 2026 itibarıyla raporlama döneminden mali yükümlülük aşamasına geçiş; çimento, çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde uygulanıyor. Avrupa Komisyonu CBAM portalı.
[11]Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’nin Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve II. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı (2024-2030): 20,2 milyar USD yatırım hedefi, %16 enerji tasarrufu, 37,1 milyon TEP kümülatif azalma, 100 milyon ton CO2 emisyon düşüşü.
[12]Sanayide enerji verimliliği uygulamalarıyla yıllık 25 milyar USD tasarruf potansiyeli; Türkiye sanayisinde gerçekleşmemiş verimlilik potansiyeli ~%32. Anadolu Ajansı / EYODER & ENVER kaynaklı analiz. https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/sanayide-enerji-verimliligi-uygulamalariyla-25-milyar-dolar-tasarruf-mumkun/2927426