23 Aralık 2025
Değerli Misafirler, Kıymetli Basın Mensupları,
TÜSİAD ve Koç Üniversitesi katkılarıyla kurulan Ekonomik Araştırmalar Forumu’muzun düzenlediği “2026’ya Girerken Türkiye Ekonomisi” başlıklı konferansımıza hoş geldiniz. TÜSİAD Yönetim Kurulu adına hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
EAF ile birlikte her yıl düzenlediğimiz bu konferansta, hem geride bıraktığımız yılı değerlendiriyor, hem de önümüzdeki dönemin ekonomik gidişatını ve yapılması gerekenleri ele alıyoruz. Kıymetli konuşmacılarımızın katılımları ve katkıları için peşinen teşekkür ediyor, konferansımızın hepimiz için faydalı olmasını temenni ediyorum.

Değerli Konuklar,
2023 yılının Mayıs ayında başlayan dezenflasyon sürecinin sonuçlarını almaya başladık. Özellikle son bir buçuk yılda enflasyonda görülen 45 puana yakın gerilemeyi önemli buluyoruz. Öte yandan, önümüzde hala zorlu bir yol olduğunu görüyoruz. Dezenflasyon hızı yavaşlıyor, önümüzdeki yılda da yavaşlamaya devam edecek.
Dolayısıyla 2026 yılında enflasyonla mücadelede tam bir başarı kazanılmadan, gerek para politikası, gerekse mali politikada, rehavet olmaması gerekiyor.
Bu süreçte para politikası aracılığıyla elde edilebilecek kazanımların sonuna yaklaştık. Bundan sonra, mali politikaların dezenflasyona daha güçlü destek olması gerekiyor. Bu anlamda, son dönemde bütçe disiplini konusunda daha ciddi adımlar atıldığını görmek bizleri umutlandırıyor. Bunlara ek olarak, mal enflasyonuna yüksek katkı yapan alanlarda yapısal adımlara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Keza hizmet enflasyonu gibi alanlarda ise, ataleti kırabilmek için beklentileri çok daha iyi çıpalamak gerekliliği aşikar.
Ekonomimizde büyüme bu yıl da dirençli kaldı. Son iki çeyrekte özellikle talep tarafında bir yavaşlama ve dengelenme gözlemliyoruz. Ancak bu yavaşlamanın Merkez Bankası’nın işaret ettiği kadar dezenflasyonist olmaması kuvvetle muhtemel. Arz kısmından bakacak olursak, sektörleri ayrı ayrı ele almak gerekir. Bu dönemde tarımdaki daralmanın derinleşerek devam etmesi endişe verici. İnşaatta ise güçlü büyüme rakamları görüyoruz. Ben daha çok sanayi üretimine değinmek istiyorum.
Sanayimiz son iki yılda, baskı altında kaldı. Bu dönemde yıllık ortalama sanayi üretim artışı sadece %2 civarında gerçekleşti. Enflasyonla mücadelenin bedeli elbette ekonomide bir yavaşlama yaşanması. Ancak daha önce 2000’lerin başında tecrübe ettiğimiz gibi, bir yandan enflasyonu tek hanelere indirirken bir yandan sanayide ciddi bir büyüme oranı yakalamak da mümkün. O dönemi bugünden ayıran faktör, sürecin yapısal reformlarla desteklenmiş olmasıydı. Planlı yapısal dönüşümler olmadan sadece para politikası ile enflasyonu kalıcı tek hanelere düşürmek erişilebilir gözükmüyor.
Değerli Konuklar,
Uluslararası ekonomik düzende, ciddi dönüşümler ve belirsizliklerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Çin üretim gücünü teknoloji ve inovasyonla destekleyerek daha da arttırmaya çalışırken, ABD ve Avrupa Birliği de sanayilerini ayakta tutabilmek için korumacılık önlemlerine başvuruyor. Amerika ve Çin arasında özellikle yarı iletkenler ve nadir toprak elementlerinde yoğunlaşan bir rekabet var. Avrupa Birliği ise Rusya – Ukrayna savaşı etkisiyle, savunma sanayii yatırımlarını ciddi şekilde arttırıyor. Böyle bir küresel konjonktürden geçerken, ülkemizin de sanayisini çok daha etkin biçimde desteklemesini, son derece önemli buluyoruz.
Son yıllarda ihracat pazarlarımızda rekabet gücü kaybettiğimizi tespit ediyoruz. 2025, bu alandaki araştırmalarımız açısından çok önemli bir yıl oldu. TÜSİAD Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi’nin ilk sonuçlarını Haziran ayında yayınladık. Bu endeksle birlikte, zaman içinde maliyet bazlı rekabet dinamiklerimizin rakiplerimiz karşısında nasıl değiştiğini analiz edip hangi kalemlerin rekabetçiliğimiz üzerinde ne boyutta etkili olduğunu veri temelli, somut bir şekilde ortaya koyabiliyoruz.
Endeksimizin ilk bulgularını paylaşmamızdan itibaren geçen 6 aylık sürede çalışmamıza iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve ekonomistlerin yanısıra, kamudan da büyük ilgi gösterilmesi bizleri çok mutlu etti. Önümüzdeki dönemde de endeksin sonuçlarını her çeyreğin sonunda yayınlamaya devam edeceğiz. Buna ek olarak, 2026’da sektörler ve rakip ülkeler özelinde, daha detaylı verileri de kamuoyu ile paylaşmayı planlıyoruz. Bu detaylı verilerin maliyet bazlı rekabet gücümüze katkı sağlayacak politika önerileri geliştirmeye yardımcı olacağına da inanıyoruz.
Endeksten de görebildiğimiz gibi, son yıllarda rekabet gücümüzü ciddi şekilde kaybetmiş durumdayız. Öte yandan son bulgular en zorlu sürecin geride kalmış olabileceğini gösteriyor. Geçtiğimiz iki yıla kıyasla 2026’da sanayi ve ihracatta kısmi rahatlama olacağını umuyor ve düşünüyoruz.
Yine de altını çizmeliyim ki, ihracat ve rekabetten bahsederken, sadece fiyat ve kur konuşmak eksik kalıyor. Son dönemde hem ABD, hem de Çin’e gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde de teyit ettiğimiz üzere, küresel tema başta yapay zeka olmak üzere, yüksek teknoloji ve inovasyonla şekilleniyor.
Hem iş dünyası, hem de ülke yönetimi, enflasyon ve kur gibi ekonomik sorunlara odaklanırken stratejik vizyonunu kaybetmemeli, ana global temayı kaçırmamalıyız. Enflasyonu düşürmenin olmazsa olmaz koşul olduğunu bilerek, gerçekleşmekte olan küresel dönüşümü yakalayabilmek için, önümüzdeki dönemde çok daha fazla çalışmalıyız.
Toplantımıza katılımınız için sizlere çok teşekkür ediyor ve sözü kıymetli panelistlerimize bırakıyorum. Şimdiden hepimize iyi bir yıl diliyorum.